Çengel'e, Aydın Tabip Odası'ndan cevap geldi

Aydın Tabip Odası'ndan, Prof.Dr.Yunus Çengel'e cevap gecikmedi. Çengel'in "Jeotermal gaz atıklarının kanserojen etkisi yoktur" sözlerinin bilimsel olmadığının altını çizen oda yöneticileri, "Bize göre sayın hocamızın söylediği bu ifade anti-bilimseldir. Fakat biz yine de kendisine iddiasını ispat için karbondioksit koklamasını önermiyor, bilimin kabul ettiği doğruları kabul etmesini, bunları kabul etmiyor ise de yeni bilimsel çalışmalar yapmasını ve bu çalışmalarda kamu yaranının öncelenmesini öneriyoruz "dedi.

 

Tabi ki bu bilimsel çalışmaları üniversiteler yapacaktır.Fakat Aydın'da pek çok dramatik olaylar yaşanırken kendilerinin yöneticisi olarak bulundukları Üniversite'de ve Aydın Jeotermal Platformunda bunların gündem yaratılıp araştırılmaması ne yazık ki acı ve manidardır.2011 yılında yapılan Aydın Jeotermal Platformu toplantısında"Jeotermal alanların kullanımındaki sıkıntılar,yönetmeliklerin çok iyi düzenlenmemesinden kaynaklanıyor.Problemin sebebi mevzuat.Sektörün önde gelenleri mevzuat için çalışma yaparsa çok iyi olur.Yönetmelikler ona göre çıkar"denilmiştir.

Prof.Dr.Yunus Çengel'in , "Jeotermal gaz atıklarının kanserojen etkisi yoktur" sözlerinin bilimsel olmadığının altını çizen Aydın Tabip Odası Yönetim Kurulu üyeleri yayınladığı yazılı açıklamada, "Tekrarlıyoruz! Jeotermal akışkan ve buharları kanserojen,toksik maddeler içermekte.Aydın toprakları,suları,havası giderek kirlenmekte.Menderes ovası çölleşme,tarımı da bitme sürecine girmiştir.Aydın'da ölümler ve kanserler Türkiye ortalamasından fazladır. Aydın Tabip Odası olarak açıklıyoruz. Yaşamak için Oksijene ihtiyaç vardır. Karbondioksit ise size ölüm getirir. Jeotermal akışkan ve buharları kanserojen,karbondioksit sağlığa zararlıdır" dedi.

Aydın Tabip Odası'ndan yapılan yazılı açıklamada şu bilgilendirme yapıldı:

"1984 yılından beri Amerika Birleşik Devletleri'de Nevada Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü'nde kayıtlı profesyonel mühendislik yapan,2010 yılı Temmuz ayından beride bu görevleri yanında ADÜ Makina Fakültesi Dekanlığı ve dört yıldır Enerji Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı'na danışmanlık yapan sayın Prof.Dr.Yunus Çengel aynı zamanda içinde Aydın Valiliği'nin ve dünya bankası kredi ortaklığı ile kurulan Jeotermal santral işletme sahiplerinin de olduğu Aydın Jeotermal Platformu'nun üyesidir.

Prof.Dr.Yunus Çengel ayrıca "Elmas Teorisi" kuramcısıdır.Sayın Çengel'in iddiasına göre"Bugünkü bilim herşeyi madde ve enerjiden ibaret olduğunu söylüyor.Oysa benim Elmas Teorime göre Dünya'da her şey madde ve mana karışımıdır.Bilim ıskaladığı bu gerçeği kabul ederse önü daha da açılacak,insanların evrene ve tabiata bakış açıları değişecek".

Sayın Çengel Aydın yerel basınına yaptığı bir açıklamada içinde Aydın Tabip Odası Başkanı Dr.Metin Aydın'ın da olduğu bir kesim tarafından savunulan "Jeotermal santrallerin çıkardıkları buhar ile akışkanların içinde toksik ve kanserojen maddeler var,bu kanserojen maddeler akışkan ve buharlarda normalin çok üstünde,bu akışkan ve buharlar kontrolsüz şekilde hava-su-toprağa salınmakta,bu santrallere yakın yerlerde yaşayan insanlarda solunum-dolaşım-allerjik-kanser gibi hastalıklar ve ölümler artmakta,santraller kurulurken yerleşim yeri-tarım alanı ve doğal- kültürel değerlere bakılmamakta,santraller bu değerler kesilerek-yok edilerek kurulmakta,yer altı ve yer üstü su kaynaklarımız kirlenmekte,bu süreç böyle devam ederse Aydın'da bırakın tarım yapacak alanı sağlıklı yaşayacak bir toprak parçasının kalmayacağı,bu Jeotermal santraller kurulurken ÇED istenmediği fakat balık çiftliklerinden istendiği ve bunun yaman bir çelişki olduğu,zeytin ve su-mineralli kaynakları koruma kanunlarına uyulmadığı,santraller işletilirken denetlenmediği ve yönetmeliklere uyulmadığı,Aydın'ın temel geçim kaynağı olan incir-zeytin-pamuğun yok sayıldığı,Jeotermal kaynakların sadece enerji üretiminde kullanıldığı,sera-konut ısıtması-termal turizminde kullanılmadığı ve bu kullanım haklarının Jeotermal işletmelerin tekelinde olduğu,tüm bunlar yaşanırken kamu yönetiminde bulunanların kamu yani halkın değil jeotermal işletmelerinin yanında olmayı tercih ettikleri" tespitlerini dile getirmelerinin "sapla samanı karıştırmak " olduğunu ifade etmişlerdir.

Sayın Çengel ifadesinde ayrıca "Jeotermal gaz atıklarının kanserojen etkisi yoktur.

Jeotermal santrallerin en büyük gaz atığı olan ve sera etkisiyle bilinen Karbondioksit (CO2) SAĞLIĞA ZARARSIZ dır.Aydın ilinde artan kanser vakaları ile Jeotermal akışkanların içindeki kanserojen maddeler arasındaki ilişki bilimsel değil anti-bilimdir"demiştir.Sayın Çengel kendi savını güçlendirmek için konuşmasında şu örneği vermiştir;"Türkiye'de 2013 yılında trafik kazalarında 3.685 kişi hayatını kaybetmiş,275.000 kişi yaralanmıştır.Ama aklı başında hiç kimse bu hazin tabloya bakıp da araçların yasaklanmasını istemez"

Sayın Çengel'in çok iyi bilmesi gereken konu Jeotermal enerji ile Jeotermal santrallerin kurulum-işletim aşamasında kanunsuz ve denetimsiz haraket etmelerine, yaptıkları toprak işgallerine,içinde toksik ve kanserojen maddeler içeren bırakılan akışkan ve buharların Aydın'ın en önemli zenginliği olan toprak-su-hava ve insan sağlığına,

Aydın tarımına verdikleri geri dönüşümsüz zararlara karşı çıkmak farklı farklı şeylerdir.

Trafik kazalarında ölen insanları örnek göstermesi ise abesle iştigaldir.

Herkes çok iyi bilmektedir ki Türkiye'de yollarda kazalarda insanların ölmesinin esas olarak sebebi trafik kurallarına uyulmaması,denetimsizlik ve kontrolsüzlüktür.

Tıpkı Jeotermal akışkan ve buharlarının kanunsuzluk,denetimsizlik ve kontrolsüzlük nedeni ile salındığı ve çevreye zarar verdiği gibi.

Sapla samanı karıştırmak her halde bu olsa gerek.

Fakat Türkiye'de yaşayan bizler bu acı örneklere pek çok defa maalesef şahit olduk ve bedelini canlarımızla ödedik,ödemeye de devam ediyoruz.

Devlet büyüklerimiz bize"Çernobil kanser yapmaz deyip radyasyonlu çayları içirdiler,fındıkları yedirdiler;Nükleer santral ile tüp gaz örneğini bir tuttular;jeotermal akışkan ve buharının kanser yapmadığını ispatlamak için hamamın sıcak suyu ile Jeotermal akışkanın sıcak suyunun aynı olduğu"örneğini verdiler.

Şimdi de Nevada'da hala profesyonel mühendislik yapan 2 defa Amerika ASEE ödülü kazanan sayın Çengel hocamız "Karbondioksit sağlığa zararsızdır"demekte.

Oysa bilim ve yaşam gerçeklerine göre" canlılığın devamı için mutlaka Oksijen gerekir,Karbondioksit ise ölümcüldür."

Bu en temel bilgiyi bir Profesör bilmez mi? Biliyorsa da niye? Ne adına ?böyle söyler.

Bizlerin bilim,mantık ve akıl süzgecimize göre bu söylemi anlamamız mümkün değil.

Bize göre sayın hocamızın söylediği bu ifade BİLİMSEL DEĞIL ANTİ-BİLİMSELDİR.

Sayın Çengel bu ifadelerini kuramcısı olduğu bilimi dışlayan ,dünyada ki her şeyi madde ve mana karışımına bağladığı "Elmas Teorisi" ile belki açıklayabilir.

Fakat teorisindeki Elmas kelimesinin taşıdığı maddi anlam ile bulunduğu yerdeki profesyonel yöneticiliğin manası bir tesadüf olarak örtüşsede "Karbondioksit sağlığa zararsızdır"ifadeleri anti-bilimseldir.

Sayın Çengel'in Aydın'da sürekli artan kanser ve ölümlerin bu Jeotermal akışkanlara bağlı olup olmadığı yada akışkanların etkisinin ne olduğunun ispatı için uzun vadeli vaka-kontrol grubu ile çalışmalar yapılması gerektiği ifadeleri kuramcısı olduğu Elmas Teorisine göre olmasada, bilimsel ve üniversal bilinç yönünden doğrudur.

Fakat biz yinede kendisine iddiasını ispat için karbondioksit koklamasını önermiyor,bilimin kabul ettiği doğruları kabul etmesini,bunları kabul etmiyor ise de yeni bilimsel çalışmalar yapmasını ve bu çalışmalarda kamu yaranının öncelenmesini öneriyoruz.

Tabi ki bu bilimsel çalışmaları üniversiteler yapacaktır.Fakat Aydın'da pek çok dramatik olaylar yaşanırken kendilerinin yöneticisi olarak bulundukları Üniversite'de ve Aydın Jeotermal Platformunda bunların gündem yaratılıp araştırılmaması ne yazık ki acı ve manidardır.2011 yılında yapılan Aydın Jeotermal Platformu toplantısında"Jeotermal alanların kullanımındaki sıkıntılar,yönetmeliklerin çok iyi düzenlenmemesinden kaynaklanıyor.Problemin sebebi mevzuat.Sektörün önde gelenleri mevzuat için çalışma yaparsa çok iyi olur.Yönetmelikler ona göre çıkar"denilmiştir.

Yine 2013'da ki toplantıda "Jeotermalde en az zarar,maksimum yarar kazanılacak bir yapı oluşması gerekir"denilmiştir.

Aydın'da yaşanılan süreç Aydın zenginliklerinin ne pahasına olursa olsun "enerji"adına dünya bankası kredi ortaklığında çalışan şirketlere altın tepside sunulması, tüm değerlerimizin kamu yönetimi gözetiminde ve üniversitemizin suskunluğunda yok olma sürecine girmesidir. Bu amaca ulaşmak için ise topluma yönelik her türlü algı operasyonları yapılmaktadır.

Dünya'da profesyonel yöneticilik yapan bilim adamlarının maddi anlam taşıyan manalı teorilerle bu algı operasyonlarında yer almaları ve savunma durumunda kalmaları, idari görevde olanlarında halkın değil şirketlerin maksimum yarar kazanacağı bir yapı oluşturma çabasında olmaları Aydın'ın bu günü ve geleceği adına acıdır.

Tekrarlıyoruz!

Jeotermal akışkan ve buharları kanserojen,toksik maddeler içermekte.

Aydın toprakları,suları,havası giderek kirlenmekte.Menderes ovası çölleşme,tarımı da bitme sürecine girmiştir.Aydın'da ölümler ve kanserler Türkiye ortalamasından fazladır.

Aydın Tabip Odası olarak açıklıyoruz.

Yaşamak için Oksijene ihtiyaç vardır.

Karbondioksit ise size ölüm getirir.

Bu Elmas Teorisi değil,Bilim ve Yaşam gerçeğidir."

ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı adı
Parola
ETKİNLİK / FUAR TAKVİMİ
Tümünü Göster
Bilgilendirme
Bizi Takip Edin
Telefonlarımız
Bu site Teknorem Bilişim tarafından 2015 yılında JESDER için yapılmıştır.